YanMenu

22
Eyl

Basın açıklaması

Sendikamız saflarına katılan Hatay Atakaş Çelik işçileri, 13 Ekim'de düzenlediğimiz üye toplantısında sendikal haklarına sahip çıkma konusundaki kararlılıklarını ortaya koydu.


Hatay'ın Payas ilçesinde yapılan üye toplantısında Atakaş Çelik işçileri, sendikal kadrolarımızla bir araya geldi. Toplantıya Atakaş işçilerinin yanı sıra Genel Başkanımız Özkan Atar, Genel Sekreterimiz Ali Çeltek, Anadolu Şubemizin yöneticileri, sendikamızın uzmanları ve hukukçuları, 61 gün sürdürdükleri grevi kazanımla sonuçlandıran ve ilk toplu sözleşmelerine kavuşan Befesa işçileri ile Yücel Boru, Çayırova Boru ve Çimsataş işyerlerinden temsilcilerimiz katıldı.

‘Metal işçilerinin de yüzü gülecek!’

Toplantıda konuşan Genel Başkanımız Özkan Atar, birlik ve beraberliklerini bozmadan haklarına sahip çıkan ve sendikamızla buluşan Atakaş işçisi üyelerimizi tebrik ederek sözlerine başladı. Genel Başkanımız, şunları söyledi:

“Biz Birleşik Metal-İş Sendikası olarak Türkiye genelinde 130 işyeri ve işletmede toplu sözleşme yapan, 40 bin üyemizle bu mücadeleye önderlik eden bir sendikayız. Türkiye’nin son 80 yılda en güçlü tarihsel mücadelelerinin altında imzası olan bir sendikayız. Bu bölgede güçlendikçe binlerce derece sıcakta çeliğin karşısında canını ortaya koyup da bu ülkeye kazandıran, patronlara kazandıran metal işçilerinin makus tarihi değişmeye başladı. Gelecekte daha da hızla değişecektir, bu bölgede daha da güçlenerek, büyüyerek yolumuza devam edeceğiz. Bugüne kadar patronların yüzü gülmüşse Hatay’da da Osmaniye’de de Adana’da da metal işçilerinin de yüzünün güleceği, çocuklarının da yüzünün güleceği günler yakındır."

"Atakaş Çelik’te artık yetkili sendika Birleşik Metal-İş’tir!" diyen Genel Başkanımız, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Atakaş işçisi üyelerimizin çalışma koşullarının, ücretlerinin iyileştirilmesi, onurlu ve hakça bir çalışma düzenine erişmesinin mücadelesini dişimizle tırnağımızla hep birlikte vereceğiz!”

Toplantımız, hep bir ağızdan atılan "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!", “Atakaş işçisi direnişin simgesi”, “İnadına sendika inadına DİSK” sloganlarıyla son buldu.

DÖRT KİŞİLİK BİR AİLE İÇİN AÇLIK SINIRI 20 BİN LİRAYI,
YOKSULLUK SINIRI 70 BİN LİRAYI GEÇTİ!
ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRI KARŞISINDA ERİMEYE DEVAM EDİYOR!

 


 

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) harcama gruplarına göre endeks rakamları, 2003 yıllı madde fiyatları ile İstanbul Halk Ekmek, zincir market cari ay internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklıve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Eylül 2024 için 20 bin 478 liradır. Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 70 bin 835 lira olarak gerçekleşmiştir.

 

Sağlıklı ve dengeli beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 5.718 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 5.445, 15-18 yaş bir genç için 5.716, 4-6 yaş arası bir çocuk için 3.609 liradır. Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 20 bin 478 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 70 bin 835 liraya ulaşmaktadır.

Tek başına yaşayan bir kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken mutfak harcamaları ile yaşamını idame ettirmek için yapması gereken barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamalarının toplam tutarı ise en az 32.933 lira olmalıdır. Buna göre tek başına yaşayan bir kişi için yoksulluk sınırı 32.933 lira olarak tespit edilmiştir.

 

Günlük harcamalarda Eylül 2024’de en yüksek maliyet grubunu 197.05 liralık harcama gereksinimi ile meyve sebze grubu oluşturmaktadır. İkinci en yüksek maliyetli harcama grubu 185.5 liralık harcama gereksinimi ile süt ve süt ürünleri olmuştur. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 132.56 liradır. Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 57.11 liradır. Katı yağ ve sıvı yağ ise 33.95 lira masraf yapılması gereken ürün grubudur. Yumurta için 12.08, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 15.74 lira harcama yapılması gerekmektedir.

MEYVE VE SEBZENİN SEPETTE ÖNEMİ ARTIYOR

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda meyve ve sebze %28.9 ile ilk sıradayken, süt ve süt ürünleri grubunun payı %27.2'dir. Et, yumurta ve kurubaklagiller grubunun payı ise % 26.1 oldu. Ekmek, makarna vb. için pay yüzde 10.6, diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 7.3 oldu.

 

AİLE BİREYİNE GÖRE HARCAMA GEREKSİNİMİ

Her bir aile ferdinin sağlıklı beslenmesi için gereksinim duyduğu gıda grubu ve alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Örneğin tüketilmesi gereken ekmek miktarı kadın ve erkek açısından anlamlı düzeyde farklıdır. Süt ve süt ürünleri tüketiminde 10-18 yaş arasındaki bir gencin harcama gereksinimi, yetişkin erkek ve kadından fazlayken, yumurta 4-6 yaş grubu için daha önemlidir.

 

ARAŞTIRMA YÖNTEMİ

Açlık ve yoksulluk sınırı BİSAM tarafından her ayın 15'inde kamuoyu ile paylaşılmaktadır. Araştırmada, BİSAM tarafından Sağlık Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyabetik bölümünün hazırladığı Türkiye’ye Özgü Beslenme Kalıbı’nın, farklı kaynaklardan elde edilen verilerle değerlendirilerek yenilenmesi sonucunda elde edilen BİSAM beslenme kalıbı ile TÜİK harcama gruplarına göre endeks rakamları, TÜİK 2003 yıllı madde fiyatları dikkate alınmıştır. Ancak ekmek fiyatlarında referans değer İstanbul Halk Ekmek, sebze ve meyvede zincir market internet fiyatlarıdır. Meyve-Sebze fiyatı cari aya aittir.

Ağustos 2019 dönemi öncesinde madde grup ağırlıkları basit ortalama üzerinden hesaplanırken, bu dönem ile birlikte her madde grubu kendi içinde ağırlıklandırılmış ve dikkate alınan madde sayısı artırılmıştır (Rev 1). Mayıs 2020 döneminde ise, sebze ve meyvelerin mevsimsel olarak değişmesi ve bu durumun sonuçlarda fazla oynaklığa neden olması sebebi ile, meyve için ağırlıklandırma kaldırılmış, basit ortalama alınmaya başlanmıştır. Sebzelerde ise mevsimsel nedenlerle fiyatı yer almayan ürünler için sebzelerin ortalama fiyatı konulmuştur (Rev 2). Ağustos 2020'de hesaplamada küçük bir düzenleme yapılması gerekmiştir. Bu tarihten 2022 yılı Nisan ayına kadar veriler hayat pahalılığının yüksek seyrettiği İstanbul merkezli açıklanmıştır (Rev 3). 2022 Mayıs dönemine kadar elde edilen beslenme kalıbı her ay açıklanan TÜİK madde fiyatları ile değerlendirilerek, kişinin ihtiyacına göre yapması gereken gıda harcamasının tutarı tespit edilmekteydi. Ancak TÜİK'in madde fiyatlarını açıklamaktan vazgeçmesi ile birlikte, yöntem değişikliğine gidilmek zorunda kalınmıştır.

Buna göre TÜİK 2022 Nisan ayı madde fiyatları listesindeki ürünler için 2003 yılı ortalaması 100 alındıktan sonra, TÜİK Harcama Gruplarına Göre Endeks Rakamları, ilgili ürünlere uygun bir biçimde yansıtılmış ve her bir ürün grubu için açıklama yapılan ayın maliyetleri hesaplanmıştır. Temmuz ayından itibaren ise TÜİK endeksi ile piyasa fiyatları arasında anlamlı farkın olduğu gözlemlenen sebze-meyve ve ekmek fiyatları farklı kaynaklara dayandırılmıştır. Bunun için ekmek fiyatlarında İstanbul Halk Ekmek fiyatları, sebze-meyve için zincir market internet fiyatları dikkate alınmıştır. Meyve fiyatında meyveler 5 grupta değerlendirilmiş, ortalaması alınmıştır. Yeni revizyonlara göre geçmişe göre dönük hesaplama yapılabilir. Ancak farklı revizyonlarla yapılan hesaplar karşılaştırılabilir değildir. TÜİK verileri dikkate alınarak yaptığımız hesaplamada esas alınan kalori miktarları şunlardır:

4-6 yaş çocuk için 1963 kalori

15-18 yaş çocuk için 3244 kalori

Yetişkin bir erkek için 2953 kalori

Yetişkin bir kadın için 2658 kalori

4 Kişilik ailenin sağlıklı beslenmek için yapması gereken minimum aylık gıda harcaması AÇLIK SINIRI olarak belirlenmektedir. Bu verinin Hanehalkı tüketim harcamasına dağıtılması ile elde edilen veri ise bize YOKSULLUK SINIRINI vermektedir.

Yoksulluk sınırı hesaplanırken, TÜİK Hanehalkı Bütçe Anketi Tüketim Harcaması Araştırması 2016 yılı sonuçlarının, gelirden en düşük pay alan yüzde 20’lik kesiminin tüketim harcamaları dikkate alınmıştır. Tek başına yaşayan bir kişi için yoksulluk sınırı hesaplamasında ise TÜİK Hanehalkı Bütçe Anketi Tüketim Harcaması Araştırması 2016 yılı sonuçlarının tek kişilik hanehalkı tüketim harcamaları kalıbı dikkate alınmıştır. Hesaplamada erkek ve kadın açısından sağlıklı ve dengeli beslenmek için yapılması gereken günlük harcama tutarı ortalaması kullanılmıştır. Yetişkin erkek ve kadınlar için 18-50 yaş grubu, 10-18 yaş grubu için erkek çocuk dikkate alınmıştır.

Ankara Gar Katliamı'nda yaşamını yitiren yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Katliamın 9'uncu yılında ısrarla adalet talep etmeye devam ediyoruz...

 


10 Ekim 2015 günü Ankara Tren Garı kavşağında DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi”ne gidenlerin bulunduğu bölgede IŞİD’li teröristler tarafından düzenlenen bombalı saldırılarda, yüreği barış ve kardeşlik özlemiyle dolu 104 yurttaşımız hayatını kaybetti, 500’e yakın yurttaşımız da yaralandı.

Ülke tarihinin bu en kanlı katliamının 9’uncu yılında acımız ilk günkü kadar taze. Barış için, emeğin hakları için, demokrasi için o meydanda kaybettiğimiz canlarımızı unutmadık…

Her türlü istihbari bilgiye rağmen hiçbir önlem almayanları, patlamaların olduğu yerde yaralıları hastaneye yetiştirmek yerine alanı biber gazına boğanları, delilleri karartanları, adil bir yargılama süreci işletmeyip failleri koruyanları da unutmadık…

Aradan 9 yıl geçmesine rağmen maalesef adalet yerini bulmadı, katliamın asıl failleri, katliamda sorumluluğu ve ihmali bulunan kamu görevlileri, siyasiler yargılanmadı.

Yaşanan tarifsiz ve bitmeyen bu acının milyonların ruhunda ve kamu vicdanında açtığı yaraların kapanması için katliamın 9’uncu yılında ısrarla ADALET talep etmeye devam ediyoruz.

104 canımızın uğruna hayatlarını verdiği değerler için; bu ülkeyi eşitliğin, özgürlüğün, barışın, adaletin ve demokrasinin egemen olduğu bir ülke haline getirmek için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.

Birleşik Metal-İş Hukuk Dairesi tarafından, sendikamızın örgütlenme faaliyeti yürüttüğü işyerlerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verdiği olumlu yetki tespitine karşı işverenlerce açılan itiraz davalarını ele alan bir rapor hazırlandı. Rapor, bu davaların işverenler tarafından nasıl sendikasızlaştırma aracı olarak kullanıldığını verilerle ortaya koyuyor.


Birleşik Metal İşçileri Sendikası Hukuk Dairesi olarak, sendikamızın örgütlenme faaliyeti yürüttüğü işyerlerinde toplu iş sözleşmesi (TİS) bağıtlamaya yetkili olunduğunun tespiti için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yapılan başvurunun ardından Bakanlıkça düzenlenen yetki yazısına itiraza ilişkin yetki tespit davaları incelenmiştir.

Bu kapsamda 6356 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 07.11.2012 tarihinden 01.10.2024 tarihine kadar olan dönemde açılan olumlu yetki tespitine itiraz davalarının süreçleri irdelenmiş; davaların ne kadar sürdüğü, işverenlerin davayı uzatmaya yönelik davranışları ve bu davranışların yetki süreçlerine etkileri, yargılama sürelerinin üye sayılarına ve TİS imzalanma durumuna etkileri, mevcut yasal prosedürün işçilerin sendikal haklarını hayata geçirme ve korumada ne kadar etkili olduğu gibi hususlarla ilişkilendirilerek raporumuz hazırlanmıştır.

OLUMLU YETKİ TESPİT DAVALARI

Yukarıda tarih aralığı verilen süreçte yürütülen sendikanın yetki için yeterli çoğunluğu sağladığına ilişkin olumlu yetki tespitine karşı işverenler tarafından açılan itiraz davalarının toplam sayısı 146’dır. Söz konusu itiraz davalarından 115’i sonuçlanmış, 31 dava ise halihazırda devam etmektedir.

Sonuçlanan 115 olumlu yetki tespitine itiraz davasından 107’si sendikanın lehine, 8’i ise aleyhine sonuçlanmıştır.

Aleyhe sonuçlanan 8 davadan 7’sinde işyeri-işletme itirazı nedeniyle yapılan inceleme neticesinde sendikanın yetkisiz olduğuna karar verilmiştir.

Özetle işverenler tarafından sendikanın TİS yapmaya yetkili olduğuna ilişkin Bakanlık yazısına yapılan itirazlardan yalnızca yüzde 6,95’unda Bakanlığın olumlu yetki tespitine karşın sendikanın yetkili olmadığına karar verilmiş, yüzde 93,05’i sendika lehine sonuçlanarak sendikamızın yetkili sendika olduğu kesinleşmiştir.

SÜRE YÖNÜNDEN YETKİ DAVALARI

Yetki tespitine itiraz, kanun gereği karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurmaktadır. Bu durumda TİS süreci resmi olarak başlatılamamakta, mahkeme kararıyla yetki kesinleşip, Bakanlık tarafından kesin yetki belgesi düzenlenene kadar süreç işletilememektedir. Bu nedenle davanın kısa sürede tamamlanması, yetkili sendikanın toplu iş sözleşmesi imzalayabilmesi yönünden elzemdir. Ancak her ne kadar kanunda itiraz süreleri kısa tutulmuş ve bu davalar acele davalardan sayılmış olsa da uygulamada durum böyle olmaktan çok uzaktır. Yargılamanın oldukça uzun sürmesi nedeniyle birçok sendika yetki davasının sonuçlanmasının ardından mahkeme kararı lehine olsa ve yetkili sendika olduğu kesinleşse dahi işyerinde mevcut üye sayısı dava süresince düştüğünden toplu iş sözleşmesi imzalama olanağını kaybetmektedir.

Yaptığımız incelemede, yukarıda belirtilen dönemde açılan ve hâlihazırda sonuçlanmış olan 115 yetki tespit davasının açılış tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasındaki süre dikkate alındığında davaların ortalama olarak 680 gün sürdüğü tespit edilmiştir. Bu süre yaklaşık 1 yıl 10 aya denk gelmektedir.

Feragat nedeniyle yargılama süreci normal seyrinden daha kısa süren 24 dava hesaplamaya dahil edilmediğinde ise ortalama 785 gün yani yaklaşık 2 yıl 2 ay sürdüğü tespit edilmiştir.

DAVANIN YETKİSİZ MAHKEMEDE AÇILMASININ DAVA SÜRESİNE ETKİSİ

Hâlihazırda oldukça uzun süren yetki davalarında işverenlerin süreci daha da uzatmaya yönelik kimi hamleleriyle de sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bunlardan biri, özellikle son yıllarda giderek artan bir biçimde başvurulan ‘davayı yetkisiz mahkemede açma’ eğilimi olmuştur.

6356 sayılı Kanun’un 79. maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye ilişkin kurala yer verilmiş olup, “Bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar iş davalarına bakmakla görevli ve yetkili mahkemelerde görülür. Ancak yedinci ila on birinci bölümlerin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar için, görevli makamın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir” denilmektedir. Yetki itirazına ilişkin hüküm ise kanunun sekizinci bölümünde yer aldığından yetkili mahkeme görevli makamın bulunduğu yer mahkemesi olmaktadır. Görevli makam ise yine aynı kanunun 2. maddesinde “İşyeri toplu iş sözleşmesi için işyerinin, işletme toplu iş sözleşmesi için işletme merkezinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü” olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle yetki itirazına ilişkin davalarda yetkili mahkeme işyeri veya işletme merkezinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nün bulunduğu yer mahkemesi olmaktadır.

Kanunda açık yetki kuralı bulunmasına ve özel yetki kuralı olduğu bilgisi yaygın olmasına rağmen davaların yetkisiz mahkemede açılması, sürecin uzaması için çoğunlukla kasıtlı yapılan bir davranış olarak karşımıza çıkmaktadır. Raporumuzda davanın yetkisiz mahkemede ikame edilmesinin dava sürecini ne kadar uzattığı hususu da incelenmiştir.

Buna göre, işverenlerin açtığı olumlu yetki tespitine itiraza ilişkin 146 davadan (sonuçlanan ve devam eden) 58’i yetkisiz mahkemede, 88’i yetkili mahkemede açılmıştır. Özetle davaların %39,75’i yetkisiz mahkemede açılmıştır.

Sonuçlanan ve yetkisiz mahkemede açılan 44 davanın yargılama süreleri incelendiğinde bu davaların ortalama 899 gün (yaklaşık 2 yıl 6 ay) sürdüğü görülmektedir.

Sonuçlanan ve yetkisiz mahkemede açılan davalardan “feragat” nedeniyle olağan seyrinden daha kısa sürede sonuçlananlar hesaplamaya dahil edilmediğinde ise ortalama 1183 gün sürdüğü (yaklaşık 3 yıl 6 ay) sürdüğü tespit edilmiştir.

Sonuçlanan ve yetkili mahkemede açılan 71 davanın ise yargılama süreleri incelendiğinde ortalama 545 gün (yaklaşık 1 yıl 6 ay) sürdüğü görülmektedir.

Sonuçlanan ve yetkili mahkemede açılan davalardan “feragat” nedeniyle olağan seyrinden daha kısa sürede sonuçlananlar hesaplamaya dahil edilmediğinde ise ortalama 590 gün sürdüğü (yaklaşık 1 yıl 7 ay) sürdüğü tespit edilmiştir.

ÖZETLE, DAVANIN YETKİSİZ MAHKEMEDE AÇILMASI YARGILAMA SÜRESİNİ ORTALAMA 1 YIL 7 AY KADAR UZATMAKTADIR.

İşverenler tarafından açılan olumlu yetki tespitine itiraz davalarından yetkisiz mahkemede ikame edilenlerin yıllara göre dağılım ve oranları ise şöyledir:

  • 2012’de 7 Kasım – 31 Aralık arasında açılan 7 davadan 2’si yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 28,57’si yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2013 yılında açılan 6 davadan 3’ü yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 50’si yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2014 yılında açılan 16 davadan 7’si yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 43,75’i yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2015 yılında açılan 10 davadan 3’ü yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 30’u yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2016 yılında açılan 17 davadan 3’ü yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 17,64’ü yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2017 yılında açılan 9 davadan 6’sı yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 66,6’sı yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2018 yılında açılan 4 davadan 2’si yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 50’si yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2019 yılında açılan 7 davadan 2’si yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 28,57’si yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2020 yılında açılan 9 davadan 6’sı yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 66,6’sı yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2021 yılında açılan 12 davadan 6’sı yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 50’si yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2022 yılında açılan 22 davadan 12’si yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 54’ü yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2023 yılında açılan 13 davadan 1’i yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 7,7’si yetkisiz mahkemede açılmıştır.
  • 2024 yılında açılan 14 davadan 5’i yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Yani davaların yüzde 35,71’i yetkisiz mahkemede açılmıştır.

ÜYE KAYIPLARI

Sendikalar, örgütlenme faaliyeti yürüttüğü işyeri veya işletmelerde kanunda öngörülen çoğunlukta üyeliğin sağlanması ile Bakanlığa yetki başvurusunda bulunmakta, Bakanlık tarafından düzenlenen yetki tespitine itiraz ise kanun gereği mahkeme kararı kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurmaktadır. Böylece yargılama tamamlanana kadar işçilerin sendikal hakları kullanılamaz hale gelmekte, dava süresince de üye işçiler işverenin baskılarına karşı hukuki korumadan yoksun kalmaktadır. Uzun süren yargılama süreçleri boyunca işverenlerin üye işçilere yönelik ayrımcılık, baskı, işten çıkarma gibi yollara başvurduğu da bilinmektedir. Bu nedenlerle işçi sendikaları, yetki başvurusunun yapıldığı tarihle yetki itirazı davalarının karara bağlanarak kesinleştiği tarih arasında söz konusu işyeri veya işletmelerde ciddi üye kayıpları yaşamaktadır.

Yetki davalarının üye durumuna etkileri de tarafımızca incelenmiş olup, 07.11.2012 tarihinden 01.10.2024 tarihine kadar olan dönemde açılan ve hâlihazırda sonuçlanmış olan 115 olumlu yetki tespitine itiraz davasında, sendikamızın yetki başvurusunda bulunduğu tarihle dava sonucu kararın kesinleştiği tarih arasındaki üye değişimlerine raporumuzda yer verilmiştir.

Davası sonuçlanan toplam 115 işyeri veya işletmeden 85’inde üye kaybı, 30 işyeri veya işletmede ise üye artışı yaşanmıştır. Üye kayıplarının oranlarına ilişkin tablo aşağıdaki gibidir:

Tablodan anlaşıldığı üzere, toplam 85 işyeri/işletmede yetki başvuru tarihi ile yetki davasının kesinleştiği tarih arasında üye kaybı yaşanmıştır. Bu işyeri/işletmeler 34’ünde üyelerin tamamı kaybedilirken üyelerin yarısından fazlasının kaybedildiği işyeri/işletmelerin sayısı ise toplam 64’tür.

Davası sonuçlanan ve üye kaybı yaşanan 85 işyerinde toplamda 3847 sendika üyesi kaybedilmiştir.

YARGILAMA SÜRESİNİN ÜYE DURUMUNA ETKİSİ

Yargılama süresinin üye kayıp veya artışına etkilerine ilişkin yapılan incelemede, üye artışı yaşanan 30 işyeri/işletmeye ilişkin davanın ortalama 476 gün (yaklaşık 1 yıl 4 ay) sürdüğü tespit edilmiştir.

Üye kaybı yaşanan 85 işyeri/işletmeye ilişkin davalar ise ortalama 753 gün (yaklaşık 2 yıl 1 ay) sürmüştür.

Bu durum yargılama süresinin uzamasının üye sayısında ciddi düşüşlere neden olduğunu ortaya koymaktadır.

DAVA SÜREÇLERİNİN TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ BAĞITLANMASINA ETKİLERİ

Yetki davalarının toplu iş sözleşmesinin bağıtlanmasına olan etkisi de çalışmamızda incelenmiştir. Yargılama süresince yaşanan üye kayıpları dava lehe sonuçlansa dahi sendikanın toplu iş sözleşmesi imzalama olanağını ortadan kaldırabilmektedir.

Yukarıda belirtilen dönemde açılan ve hâlihazırda sonuçlanmış olan 115 olumlu yetki tespitine itiraz davasının sonuçlanmasının ardından toplu iş sözleşmesi imzalanan işyeri sayısı 44’tür.

Davası sonuçlanan 71 işyerinde ise TİS imzalanamamıştır. Bu davaların sonuçlarına göre TİS imzalama oranları aşağıda verilmektedir;

Görüldüğü üzere, sendikanın lehine kesinleşen 83 davadan yalnızca 20’sinde toplu iş sözleşmesi imzalanabilmiştir.

İHTİSAS MAHKEMELERİNİN DAVA SÜREÇLERİNE ETKİSİ

Bilindiği üzere, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 25.11.2021 tarihli kararı ile 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda düzenlenen davalara bakmak üzere mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemelerinin kurulması sağlanmıştır. Böylece her adliyede 6356 sayılı Kanun’dan kaynaklanan davalar tek bir mahkemeye tevzi edilmektedir.

Söz konusu durumun dava sürelerini görece biraz daha azalttığı gözlemlenmektedir. İhtisas mahkemelerinin kurulduğu 25.11.2021 tarihinden sonra açılan davaların süreçleri de raporumuzda incelenmiştir.

Belirtilen tarihten sonra açılan olumlu yetki tespitine itiraz davası sayısı toplamda 51’dir. Söz konusu davalardan 23’ü sonuçlanmış, 28’i ise devam etmektedir.

Sonuçlanan 23 davanın yargılama süreleri incelendiğinde ortalama 436 gün (1 yıl 2 ay) sürdüğü tespit edilmiştir.

Feragat nedeniyle sonuçlanan 3 dava hesaplamaya dahil edilmediğinde ise 464 gün (1 yıl 3 ay) sürdüğü tespit edilmiştir.

İhtisas mahkemelerinin kurulmasının yetkisiz mahkemede dava açılmasına herhangi bir etkisi olmamıştır. Söz konusu 51 davadan 19’u yetkisiz mahkemede açılmıştır.

İhtisas mahkemeleri kurulmasının ardından yetkisiz mahkemede açılan ve sonuçlanan 7 davada yargılama süresinin ortalama 629 gün (yaklaşık 1 yıl 8 ay) olduğu tespit edilmiştir.

Feragat nedeniyle sonuçlanan 1 dava hesaplamaya dahil edilmediğinde ise ortalama 661 gün (yaklaşık 1 yıl 9 ay) sürdüğü tespit edilmiştir. 

SONUÇ

Raporumuzda Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nın yetki başvurularına ilişkin olarak 07.11.2012 – 01.10.2024 tarihleri arasında açılan davalarda özellikle yargılama sürecinin uzamasına neden olarak sendikanın toplu iş sözleşmesini bağıtlamasını zorlaştıran sorunlar irdelenmiştir.

Sonuç olarak;

  • Bakanlık tarafından sendikanın başvurusu üzerine düzenlenen ve sendikanın yetkili olduğunu tespit eden olumlu yetki yazısına itiraz davalarının lehe sonuçlanma oranının %93,05 olduğu tespit edilmiştir. 115 olumlu yetki tespitine itiraz davasından 107’si sendikanın lehine, 8’i ise aleyhine sonuçlanmıştır. Bu durum işveren itirazlarının büyük bir çoğunluğunun haksız itirazlar olduğuna işaret etmektedir.

  • Yetki tespitine itiraz davalarının ortalama 785 gün sürdüğü tespit edilmiştir. Bu süre yaklaşık 2 yıl 2 aya denk gelmektedir.
  • Belirtilen dönemde açılan yetki tespitine itiraz davalarının yüzde 39,75’inin yetkisiz mahkemede açıldığı tespit edilmiştir.
  • Davanın yetkisiz mahkemede açılmasının yargılama süresine etkisi de incelenmiş olup, yetkili mahkemede açılan davaların ortalama 590 gün (yaklaşık 1 yıl 7 ay) sürdüğü, yetkisiz yerde açılan davaların süresinin ise ortalama 1183 güne (yaklaşık 3 yıl 6 ay) çıktığı tespit edilmiştir.
  • Davalar sonucunda, toplam 115 işyeri veya işletmeden 85’inde üye kaybı yaşanmıştır. 85 işyerinden toplam 64’ünde yarıdan fazla üye kaybı gerçekleşmiştir. 34’ünde ise üyelerin tamamı kaybedilmiştir.
  • Üye kaybı yaşanan 85 işyeri veya işletmeye ilişkin davaların ortalama 753 gün (yaklaşık 2 yıl 1 ay) sürdüğü tespit edilmiştir. Yargılama sürecinin uzamasının sendikaların üye kaybetmesine yol açtığı görülmüştür.
  • Davası sonuçlanan ve üye kaybı yaşanan 85 işyerinde toplamda 3847 sendika üyesi kaybedilmiştir.
  • Yargılama neticesinde sendika lehine sonuçlanan yani sendikanın yetkili olduğu mahkeme kararıyla kesinleşen 83 işyeri veya işletmelerden yalnızca 20’sinde toplu iş sözleşmesi imzalanabilmiştir. Bu durum yargılama neticesinde işveren itirazının haksız olduğu ortaya konulmuş olsa dahi çoğunlukla TİS hakkının kullanılamadığını göstermektedir.

Özetle, ortaya çıkan sonuç, 6356 sayılı Kanun’la usul ve esasları belirlenen yetki ve toplu iş sözleşmesi prosedürünün, uygulamada sendikal hakların kullanımını zorlaştıran bir dizi soruna neden olduğuna işaret etmektedir. Uygulamada davaların uzun süre sürüncemede kalması, yetkili sendikaların süreç sonunda toplu iş sözleşmesi bağıtlama kabiliyetini ortadan kaldırmakta, dava süresince işveren baskısı gibi nedenler sendikasızlaşmaya yol açmaktadır.